Evliya Çelebi'nin, Seyahatnamesi'nde, "Melukat ve imalat-i has beyaz ekmegi, lavasa yufkasi, katmerli böregi, matbah baharli böregi, lahm-i kadit nami ile söhret bulan kimyonlu sigir pastirmasi ve miskli et sucugu hiçbir yerde yoktur. Istanbul'a hediye olarak gider" diye övdügü Kayseri, ürettigi pastirmayla dünya çapinda hakli bir üne sahip. 20 çesidi bulunan pastirma, genelde sigir, deve, koyun ve keçi etinden yapiliyor. Pastirmanin tarihi
Et, tuz ve kirmizi biberin birbirine karistirilarak, sarimsak ve çemenle bastirilip günes veya iste kurutulmasiyla meydana gelen bir çesit et yiyecegi olan pastirma, çok eski bir Türk yemegi ve et konservesidir. Tarihi, Orta Asya'da yasayan Hun ve Oguz Türklerine kadar ulasiyor. Yola veya savasa giden Türkler, gidasiz kalmamak ve fazla zaman harcamamak için, yanlarina tuzlanmis sigir ve buna benzer hayvan etleri alirlardi. Bu etleri, deri dagarciklar (kiliflar) içine, bazen da açiktan atin egerine baglayarak, bacaklarinin arasina iyice sikistirirlardi. Tuzlanmis et parçalari haftalar süren yolculuk esnasinda basila basila "pastirma" haline gelmis olurdu. Yemek pisirmek için vakti olmayan yolcu veya savasçi, hiç zaman kaybetmeden bu kolay ve besleyici etleri biraz keser yer, gidasini alirdi. Pastirma, Türkler vasitasiyla Rumeli'ye, Balkanlar'a ve çevresine götürüldü. Türkiye'de en iyi ve en çok pastirma, Kayseri'de üretiliyor. Pastirma genelde sigir, deve, koyun ve keçi etinden yapiliyor. |